3 Temmuz 2013 Çarşamba

Bana Kitabımı Geri Ver!

Ben ki bir kitap delisi olmakla kitap kurdu olmak arasındaki ince çizgideyim ve genelde okduğum kitapları başkalarını okumaları için seve seve veririm ama bir şartla kitabımı söylediği tarihte geri verecek, açıkçası halk kütüphanesi işlevi görüyorum.

Hatta elime para geçtikçe ihtiyacım olan pantolonu, kazağı, pijamayı almak yerine çoğu zaman kitap almışlığım vardır ve bu davranışım için hep kendimi tebrik ederim :D . Rengi solmuş bir kazağı hiç çekinmeden, utanmadan gayet rahat bir yıl daha giyerim, ama sahip olmadığım, okuyamadığım bir kitabın varlığından haberdar olmam beni çılgına çevirir. Sanki beynimdeki bütün bildiklerim formatlanmışçasına sıfırlanır ve tek bir şeye programlanırım 'O kitap benim olmalı! O kitabı okumalıyım!'

Bu takıntım yüzünden aç gezdiğim, sadece kahvaltıyla günü geçirdiğim günlerim çok oldu. Ya bir de bir tek kitap aldımmı benim gözüm doymuyor çünkü bir kitabın beni oyladığı maksimum süre 3gün. En uzun kitapları bile kısa sürede bitiriyorum, okumayı çok seviyorum. Ve sonunda istediğime kavuşacak olmak beni tetikleyen en büyün etken oluyor bu gibi durumlarda belki hırslıyım ondan da olabilir. İşte uğruna beş güne yakın aç gezdiğim bir kitabı elimde gören bi arkadaşım 'Canım kitabı okuduktan sonra bana verebilir misin ben de okuyayım' dedi. Seve seve kabul ettim vermeyi, ama söylemeden de geçemedim zamanında geri iade edeceksin diye. (Ayıpsa ayıp yaa allah allahh ben böyleyim). 'Aaaa lafı bile olmaz' dedi.

Ama içimdeki bütün sesler koro halinde verme vermeee o kitabı bu saftiriğe verme diye bağırışıyordu. Susturdum içimdeki bütün sesleri.

Ama şu annnn kitabımı, canım kitabımı vermez olaydım diyeee böğürüyorum. Lan gerzek cAt bir kere de içindeki seslere kulak kabart, bir kereceik ne diyorlar dinleeeee. Yok dik kafalıyım.

Şu an isterik bir durumda yaklaşık bir saattir hem titriyorum hem de küfrediyorum! Tek bir kitap için bu kadar üzülmeye değer mi demeyin. Siz altın kolyenizi, bileziğinizi, yüzüğünüzü kaybetseniz ne hissedersiniz? Amannn bir kağıt parçası altınla bir tutulur mu sakın sakın demeyin! Siz o saydıklarımı kaybettiğinizde neler hissediyorsanız ben de şu an o hissettiklerinize teşrif etmekteyim.

Veee arkadaşım sana sesleniyorum!

Ben o kitaba döt değil para verdim! O kitap benden bi parça! Saçını başını yolmadığımaaa, klozete kafanı sokmadığıma ŞÜKRET!
Yorum Gönder