25 Nisan 2011 Pazartesi

Benim Güzel Türkçem :)

Belirli bir süre ortalakta gözükmedim. Farkeden farketmiştir fazla lafa gerek yok.

Bir arkadaşımla kafa kafaya verip, Denizli'ye gittik fotoğraf çekmeye, gezmeye, azcık eğlenceli vakit geçirmeye. Allahım giderken hava ıscacıktı. Amma velakin oraya vardığımda benim dişler takırdamaya başladı. Nasıl üşüyorum size anlatamam... 

Tabi fotoğraf çekeceğiz ayağına, dağ taş tepe bayır gezdik biz üç gün iki gece... O sırada ben daha bir fazla üşüttüm ama bildiğin gaz depoladım bağırsaklarıma... Ötüyorum adım attıkça, zarttt zurttt zarttt zurrttt. Allahtan dağda bayırda kimse duymuyor :) İn cin top atıyor ki kim duysun falan derken, canım ağacı ormanı otu çöpü ben pis gaza boğdum.

Efendim neyse konumuz benim gazla başladı da gazdan aynı uzvun oturduğu kısma geçeceğim. Köy kahvelerinden birinde durduk, azcık ısınalım, azcık tıkınalım, çay may içelim dedik, girdik bahçesine kahvenin. Amma velakin bendeki gaz hala ifrazat halinde.

Köylülerden yaşlıca bir dedem farketti bizim yer arandığımızı, kahvenin çaycısı olduğunu düşündüğüm adama döndü, ay oğlum dut ordan iki götlük getiriver bak yabancılar yorulmuşlardır gari accuk soluklansınlar da çay çınar neyim içiversinler, içleri ısınsın bi yo dedi. Benim osuruklarım orda tıkandı. Öhöm köhüm derken bizim götlükler geldi... Bir de ne göreyim :D tabura lannnn ta-bu-re :D
Canım Türkçem benim sen nelere kadirsin...

Gözlük olur da, ayakkabılık olur da, götlük niye olmasın ayonom :)

Ben şimdi nerde miyim? Ha ıscacık evimde oturup barım galan :) ıscacık cayımı gupadan içiyom. Mutluyum huzurluyum ama hala osuruyorum :(


NOT: Benim çektiğim fotoğraflar rezalet :(
Yorum Gönder