5 Aralık 2012 Çarşamba

Buluştuk Biz, Çatlayın Siz


Mezuniyetti, ücretli öğretmenlikti, formasyondu, kamu personeli seçme sınavı hazırlığıydı, dershanesiydi, vizesiydi, finaliydi derken... 

Koştur koştur canım ha çıkıyor, ha çıktı derken...

Bu buluşma birazcık da olsa soluklanmamı sağladı. Buluşmayı uzun zamandır konuştuğum, canım meslektaşım Bigay ayarladı :)

Bana kocaman, kocaman bir sarılma sözü vardı. Sözünü tuttu :)

Buluşmaya gitmeden önce dersanem vardı. Koştur koştur Konak'an Alsancak'a geçtim. Efendim Doğa Cafeyi önceden biliyorum sanıyordum. Hani o yüzden biraz da rahatlıktan olsa gerek sallana sallana, etraftaki hoş hatunları kese kese, tipsiz heriflere burun kıvıra kıvıra Doğa Cafe sandığım yere girdim. Aranıyorum, taranıyorum yok. Yok yani... Üç kat cafenin dibi yarılmış da Bigay içine düşmüş, yok olmuş. Dedim olmayacak böyle. En iyisi mi ben bu çocuğu arayayım da zaman kaybı olmasın. Malum pedagojij formasyon dolayısıyla dolusuyla sınavım var. Sınavlardan dolayı harıl harıl ders çalışıyorum. Zamanım değerli.

Neyse aradım ben Bigay'ciğimi... (Bu arada telefonda ilk konuşmamız, ses tonunu falan bilmiyorum.) Açtı telefonu. Meğersem benim bildiğim cafeni harici başka bir Doğa Cafe daha varmış. Kapıda buluştuk, sarıldık, sarmaştık. Üst kata çıktık beraber. 

Cafe de cafe hani. Kapıdan girer girmez hoş bir müzik karşılıyor insanı. Konsept deseniz o biçim. Ben çok beğendim. Hani eğer arkadaşlarımla gezmeye tozmaya çıkarsam bundan sonra uğrak mekanlarımdan biri olacak gibi gözüküyor.

Neyse buluşmaya geri dönecek olursak (ki daha önce bir çok blog buluşmasına katılmış biri olarak) belirtmek isterim ki katıldığım en çok kişi sayısına sahip blog buluşmasıydı. 

Twitterdan mentionlaştığım Amorf'cuğumla tanıştım ilk olarak. Meğersem aynı üniversitede okuyormuş, aynı ortamda bulunuyormuşuz. Severdim kendisini, daha da bir sevdim görünce canlı kanlı :) Arkadaşımın bloguna ulaşmak, buluşmayla ilgili yazdığı yazıyı okumak isterseniz 
Bir de blog yazılarını uzun zamandır takip ettiğim, ara ara twitter hesabına göz süzdüğüm. Uzaktan uzaktan ilişmeden göz hapsine aldığım Evoğlanı ile tanıştım :) Aslında bu benim için çok hoş bir karşılaşma oldu. Yoğunluğumdan kim gelecek, kim gelmeyecek hiç bir fikrim yoktu, bende yalan yok. Efendim onunla da muhabbetimiz; yaa ben seni birilerine benzetiyorum ama kime demesiyle Asena'ya benzetme de kime benzetirsen benzet cümlemle sonuçlandı. Benzettiği kişinin fotoğrafını tez elden bana iletmesini Evoğlanından beklemedeyim efendim :) Buluşmayla ilgili Evoğlanının da yazdıklarına bir göz gezdirmek isterseniz 

Onebuneşune'yi ilk gördüğümde anaaaa minnacık, miniminnacık bir güzellik var masada dedim içimden. Hani deriz ya bebek surat, hani derler ya sempatik, hani derler ya uuuffff o ne lan. İşte aynen öyle bir şey. Onunla da aynı üniversitedeymişiz. Tanıştığıma sevindirik oldum. Ha bir de gider ayak "Yaw allasen senin yaşın kaç çocuğum" dedim. Aldığım cevapla da küçççük dilimi yuttum. Bir insan yaşından bu kadar küçük gösteremez. Sanırım Onebuneşune'yi 40lı yaşlardayken 20 falan sanırım ben.

Gaynotdefteri'nin gözlerinden kendimi alamadım. Ben ki renkli gözden nefret eden bir varlığım, ben ki kara kaş, kara göz abi yaeeeeğ diyen hatunum. Gaynotdefteri tüm büyük konuşmalarımı bana bir lokmada yedirdi. O nasıl güzel gözlerdir arkideş ya, o nasıl buğulu bakışlardır kardişim ya. İnsanın erkek olası geliyor :( Ha bir de ben o gece söylemeyi unuttum. Gaynotdefteri'nin de ara ara yazılarını okuyordum ben. Takipçilerin arasına bakarsan yüzünde kan bulunan bir anime var :) 

Günışığı... Günışığı'nın boyuna, ince fiziğine, giydiği v yaka trikoya baktım, baktım, baktım. Ağzımdan karşısında bir kaç cümle kuracak dermanı bulamadım. Sanat dediler kaldım, afalladım. İmrendim. İmrendim. Günışığı ben de senin kadar zayıf olmak istiyorum. Bana yardım eder misin 
:(


Bir de kaşlarını kaldırma diyen çiftimiz vardı. İçinizdekigay ile Homorexia sizinle de tanışmak güzeldi. Sonradan gelen şirin arkadaşınızdan gözlerimi alabilseydim, sizinle de ilgilenecek zamanı bulabilirdim diye düşünüyorum.

Bir de Evoğlanı ile gelen Chal Chene vardı. Onunla hiç muhabbet edemedik. Çok sessizdi. Ben de sessizdim ama o benden bin kat daha sessizdi. Gözleriyle ara ara etrafı süzdü. Sonra telefonuna döndü. Giderken bir kucak dolusu sarılayım bari dedim ve sarıldım.

Atladığım birileri varsa affola :)

Kısacık da olsa harika bir saat geçirdim. Hepinizle de tanışmak benim için büyük bir zevkti. Umarım devamı gelir. 

Yorum Gönder