4 Ekim 2013 Cuma

Kim Noble'den Hepimiz


Hyperion Yayınevinden çıkan Hepimiz, Kim Noble'nin kelimeleriyle hayat buluyor.
Kitabın içine daldığınızda o ruh çeşitliliği ile kendinizden geçebilirsiniz ya da o çeşitlilikle bir satırdan diğer satıra sürüklendiğinizi hissedebilirsin.

Böyle bir kitap okumayalı uzunca bir zaman olmuştu. 
Psikolojik rahatsızlıklarla ilgili okuduğum kitapların sahibi genelde Irvin D. Yalom'du. 
Kim Noble ile hayatıma yeni bir renk gelmiş oldu.

Kim çoklu kişilik bozukluğundan müzdarip harika bir anne.
Bazen anoreksik bir genç kız...
Bazen homo bir birey...

Kitabı okurken ilk başlarda Kim için içiniz burkulabilir. Sonralarda onun verdiği yaşama savaşına hayran olmamanız mümkün değil. 

Kendini bir yerdeyken başka bir yerde bulmaları... Kaybolmuşluk hissini kabullenişi... Kendini bir çok kişiliğin içinde arayışı...
Hepsi ama hepsi Kim'e hayran olmanıza neden olacak.

Kitabı elinizden bırakamayacaksınız.
Saniyeler dakikaları kovalayacak, dakikalar saatleri ve bir bakmışsınız ki kitap çoktan bitmiş.
Bittiğinde de tadı damağınızda kalıp gitmiş.

Kendinizi düşüneceksiniz kitabı okurken.
Acaba diyeceksiniz benden içerde bir başka ben var mı?
Parçalarımı birleştirdiğimde bir bütün elde ediyor muyum?
Merhaba Kim, sen ben misin dediğim o kadar yer oldu ki kitapta...
Sayısını ben bile unuttum.

Yaşama azmi, zorluklara göğüs germesi, hayata sıkı sıkı sarılması, hayattan nefretle uzaklaşmak istemesi...
Hepsi ama hepsi Kim'in yapboz parçalarından biri.

Bu kitabı okuduğunuzda daha iyi anlayacaksınız ki her sizin hayal dünyanızda yarattığınızı Kim gerçeklik olarak yaşıyor.
Onun hayatı sırlarla dolu...
Kendini tam olarak, bir bütün olarak görebildiği zamanlar çok kısıtlı.
Ama yılmadan, yıkılmadan, pes etmeden devam ediyor.
Devam etmesi gerektiğini biliyor.
Terapistinden güç alıyor.
Kızına sıkı sıkı bağlı.

Oprah'ın showuna katıldığında -ki bu konu kitabın ilk sayfalarında dile getirilmiş- ünlü biri olmadığının bilincinde Kim.
Ama ünlü olup olmaması değil önemli olan.
Önemli olan kendini nasıl ifade ettiği, nasıl var olduğu ve hayata nasıl baktığı önemli.
Kim orada kendini çok iyi ifade ediyor.

Diyor ki:

"Bir çocuk sıradan olmadığını bir tek bunu ona yetişkinler söylediğinde fark eder."

"Farklı kişilikler, bir otelin döner kapısından girip çıkan konuklar gibi bedene girip çıkarlar."

"Acıyla ya da endişeyle baş etmezseniz, bunları çözümlemez, durdurmaz ya da bir şekilde unutmazsanız, her gününüzü bunları düşünerek geçirirsiniz. Hayatınız bitmiş gibi olur."

Sizce de okunmaya değer bir kitap değil mi?
Bu kitabı okuyun.
Pişman olmayacaksınız.


Yorum Gönder