21 Ocak 2014 Salı

Bir Gün Benim de Sıram Gelecek...

Jerry sadece çok küçük yaşlarda sevilen bir çocuktu. Çocuk demek bile ne kadar doğru bilmiyorum. Sanırım şöyle demem gerek: Jerry bebekken oldukça fazla seviliyordu, hatta annesi ve babası onları bir bakımevine bırakmış olsa da ablalarının ilgisiyle hayatından memnun haldeydi. 

Günler ayları kovalarken, Jerry her çocuk gibi büyüyordu ve çevfresindeki ilgiden oldukça memnundu. Annesinin ve babasının yokluğunu hissetmiyordu. Taa ki bakımevine yeni bir rahibe gelene kadar...
O günden sonra hayatı karanlık bir kuyudan farksız halde; ağır, aksak; korku dolu bir şekilde devam eder hale gelmişti. 

Her gece yatağından bir rahibenin onu alıp da başka bir odaya ne zaman götüreceğini beklerken uyuyup kalırdı küçük Jerry. Aklını tek bir soru kurcalar dururdu: Gerçekten de rahibelerin dediği gibi "Şeytanın Çocuğu" muydu?

Peki bu sıfatı hak edecek ne yapmıştı? Suçu neydi? Neden sürekli şiddete maruz kalıyordu? En olmadık anlarda, en beklemediği zamanlarda neden hep bir şeylerden mahrum bırakılıyordu? Sevilmeyi, ilgi görmeyi, değerli hissetmeyi neden hak etmiyordu? Neydi rahibelerin bu kadar nefretini çekmesine sebep olan şey? Minnacık bedeninde barındırdığı aklı bunları anlayacak yaşta değildi. Rahibelerin hareketleri de anlaşılır cinsten değildi ya...

Sevilmiyordu, dışlanıyordu, istenmiyordu, hor görülüyordu. Her gece bu yüzden dua ediyordu küçük Jerry. İçinde milyonlarca soru vardı... Sorularını içinden bile dile getirdiğinde gerçekten şeytanın çocuğu olacağına inanıyordu Jerry...

Yine bir gece onca şiddete maruz kalıp da dua etmesi için mihrabın önüne diz çöktürüldüğünde içinden geçenleri şöyle dile getiriyordu masum çocuk: 

"Gerçekten bir tanrı var mı? Varsa, neden benden nefret ediyor ve başıma böyle korkunç şeyler gelmesine izin veriyor? Ben gerçekten çok ama çok dua edersem ve beni affederse ve beni iyi biri yaparsa, ben rahibeleri hiç affedebilecek miyim?"

Minik bir çocuğun içinde biriken acının kelimelere dökülüşüydü bu. Yıllarca içinde büyük bir acı olarak kalacak cümlelerdi bunlar...

Onca şiddetin içinde birikmesiyle öfke kontrolünü sağlayamaz olmuştu Jerry. En ufak bir aksaklıkta patlayacak bir bomba gibi oluyordu. Bu yüzden bakımevinde iyice göze batmaya başladığını fark ettiğinde yalnız olmadığını da anladı. Sadece şiddet gören kişi o değildi. Tek istenmeyen çocuk o değildi. Onun gibi başka istenmeyen çocuklar da vardı. Jerry ilk defa kendini yalnız hissetmiyordu. Kendisi gibi çocukların var olduğunu bilmek ona biraz da bu yaşadıklarını katlanılabilir kılmıştı.

Zaman hızla geçip gidiyordu ve rahibeler artık Jerry'i kontrol altında tutamadıklarını düşündüklerinde başka bir okula yatılı olarak gitmesi kararlaştırıldı. Her çocuk gibi Jerry de heyecanlandı. Değişimler kimi heyecanlandırmazdı ki... Ama, ama kendisini bekleyen daha büyük acıların başlangıcı olduğunu nereden bilecekti ki miniğimiz...

Yürek burkan şiddet içerikli anılarını ardında bırakıp yarı yarıya boş bavuluyla yeni okulunun yolunu tuttu Jerry... Kendini bekleyen berbat hayat hakkında aklında tek bir fikir dahi yoktu. 

Kendi kendine söylendiği anlardan birinde şöyle bir cümle kurmuştu:

"Yarının ne getireceğini kim bilebilirdi? Ben biliyordum. Ömrümün her yarını ne getirdiyse o da aynı şeyi getirecekti: HİÇBİR ŞEY!"

Eğer ki elinizde şu an bu kitap varsa satırlardaki acıyı hissedeceksiniz. Yaşanmış bir olay olması zaten insanın kanını donduruyorken bir de ayrıntılarıyla her şeyi okuyor olmak daha büyük bir acı... 

Günümüzde "Kol kırılır, yen içinde kalır" gibi bir inanış var. Birçok küçük çocuğun tacize ve şiddete maruz kaldığını bildiğimiz halde ya görmezden geliyoruz ya da aile işine karışılmaz, beni ilgilendirmez diyerek susmayı tercih ediyoruz. 

Ancak Jerry Coyne susmadı. Yaşadığı olayların üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu iğrenç şeyleri yapanların hak ettikleri cezayı almaları için elinden geleni yaptı. Haklıydı, yaşadıklarını hayatını ipotek altına almış gibiydi. Susması asla çözüm getirmiyordu ve o konuşmayı seçti. Konuştu çünkü başkalarının belki umut ışığı olabilirdi. İyi ki de susmadı ve tacize maruz kalanların umudu oldu. Kendisi gibi olan insanların da konuşmasını sağlayarak suçluların cezasını bulmalarını sağladı.

Empatik duygularla bir an geldi o şiddete kendim maruz kalmışçasına acı çektim ve bir an geldi Jerry'nin içinde biriktirdiği göz yaşlarını serbest bırakması için dua ettim. Neden dedim, neden hiç kimse ama hiçbir kimse bir kez bile olsa gerçekten can kulağıyla dinlemiyor ki karşısındakinin dertlerini...

Bu kitap umarım başkalarının hayatında bir umut ışığı bırakır. Ve umarım şiddete maruz kalanlar ve tacize uğrayanlar susmamaları gerektiğini ve bunları asla hak etmediklerinin ayrımına varır. 

İyi okumalar dilerim herkese.

Kitabın Adı: Şeytanın Çocuğu
Kitabın Yazarı: Jerry Coyne
Yayınevi: Trend Yayınevi

Trend Yayınevi'ni twitterda ve facebookta takip etmek isterseniz diye linkleri de yazayım istedim.

Twitter: https://twitter.com/TrendYayinevi
Facebook: https://www.facebook.com/TrendYayinevi

Yorum Gönder