2 Mart 2014 Pazar

Cinsellik Olmadan Aşk Olur Mu?



Facebookta bir fan sayfasında sorulan bir soru:
"Cinsellik olmadan aşk olur mu"
Verilen cevaplara cinsiyet analizi yaptığımızda erkeklerin büyük bir çoğunluğu olmayacağı görüşünü iddia ederken, kadınların neredeyse %99’u aşkın cinsellikle uzaktan yakından alakasının olmadığını, cinsellik olmadan da gayet aşkın yaşanabileceğini iddia etmekte.
Bu cinsiyet ayrımından yola çıkarak toplumumuzda eskilerden de kalma bir baskıdan söz etmek istiyorum: “bekaret takıntısı”

Toplumumuzda cinsellik o kadar tabulaşmış haldeki  gençlerimizin çoğu bekaretin olmazsa olmaz bir şey olduğunu düşünmekte. Çoğu genç kızımız kendi bedeninin dahi farkına varmamakta, hatta evlendiklerinde de cinselliği daha önceki zamanlarda o kadar geri plana ittiklerinden dolayı vajinusmus kurbanı olmaktalar. 

Doğum sonrasında da annelerimiz dokunulmaz, kutsal varlıklar olarak kabul gördüğünden de toplumumuzda cinsellik kadınlar için işkenceden öteye gidememekte...

Kız dediğimiz varlığın bacak arasında ince bir zar bulunmakta olup, o zara veda ettiğinde o kızcağızımızı artık kadın olmuş olarak görüyoruz. Kadın dendiğinde de toplumda cinselliği çağrıştırması bu yüzden. Hatta o kadar ki kadın tanımının aşırı cinsellik çağırışımından nasibini almasından dolayı bir ortamdaki bireylere seslenirken erkekler ve bayanlar diyoruz. Bakın üstüne basa basa söylüyorum “Bayanlar ve Erkekler” 
Erkeğin tamamlayıcısı kadınken, neden kelimenin anlamı cinselliğe kaydırılarak daha kibar ayy gerekçesiyle bayan tabiri ön plana çıkmaya başladı? 
Neden cinselliği bu kadar tabu olarak görüyoruz? Neden çoğu dişi birey kendini bir hediye paketi olarak görüp de zarını evliliğin vazgeçilmez bir bütünü olarak kabul ediyor?
Namus incecik bir zarla neden yapışık hayat geçiriyor? Hatta ve hatta namustan dem vurulduğunda akla neden sadece kadın geliyor?
Basmıyor benim kafam… Çıkmazlardayım yine….

Yorum Gönder